Hastalık ve Zararları

PAMUK HASTALIK VE ZARARLILARI
FİDE KÖK ÇÜRÜKLÜĞÜ:

Pamuklarda çimlenme ve çıkış dönemlerinde etkili olan ve pamuk bölgelerimiz de erime olarak ta adlandırılan fid hastalıklarına ;Rhizoctonia solani, Fusarium spp.,,Pythium spp. Funguslarından biri veya birkaçı neden olmaktadır.

Toprakta kışlayan bu funguslar ekimden sonra çimlenen pamuk tohumlarına zarar vererek fidelerin toprak yüzeyine çıkmasından önce veya sonra ölmesine neden olurlar.

Hemen hemen pamuk tarımı yapılan tüm bölgelerde yaygın olarak görülen bu hastalıkla en etkin mücadele yöntemleri;

Ekim nöbeti (Münavebe)
  • Toprak sıcaklığı 8 –9 cm derinlikte 18 C°’ye ulaştığında ekim yapılmalı,
  • Derin ekim yapılmamalı,
  • Çok erken ekimlerden kaçınılmalı,
  • Sırta ekim yapılmalı,
  • Özellikle hububat ile ekim nöbeti uygulanmalı,
  • Tohum uygun bir fungusit ile ilaçlanmalıdır (Delinte tohum bu tür etmenlere karşı ilaçlı olduğundan ayrıca bir fungusit ile ilaçlamaya gerek yoktur).

Genellikle mevsim sonunda görülen Verticillium hastalığında ise solma belirtileri alt yapraklardan başlar, daha sonra yukarıya doğru yayılarak bitkinin tümden kurumasına neden olur. Gövde enine kesildiğinde iletim demetleri kahverengi noktalar halinde görülür.

Verticillum solgunluğu ile mücadelede en önemli mücadele şekilleri:
  • Ekim nöbeti
  • Dayanıklı çeşitler kullanmak,
  • Hastalıktan korunmada diğer bir etkin yol hasat atıklarının tarladan uzaklaştırılması
  • Uygun gübreleme ve sulama (Fazla sulama hastalığı arttırmaktadır) sayılabilir.
BEYAZ SİNEK:

Taze yaprakların alt yüzlerine bırakılan yumurtalardan gelişen larva ve erginler,emgi yaparak beslenir. Yılda 9-10 döl verebilir, özellikle pamuğun koza döneminde çok hızlı çoğalırlar. Nemli koşullarda daha iyi gelişirler.

Zararı :
  • Beslenme sırasında salgılanan tatlımsı madde nedeniyle oluşan fumajin (siyahlaşma) kütlüye bulaşarak kaliteyi düşürür ve çırçırlama da önemli sorunlar çıkarır,
  • Bitki özsuyunu emen larvalar, bitkinin zayıflamasına, gelişmenin durmasına yol açarlar,
  • Erken yaşlanmaya ve bitki ölümlerine neden olur.
Mücadelesi ;

Zamanında ilaçlama yapmak önemlidir. Yaprak başına 5 ergin veya 10 adet larva-pupa bulunduğunda ilaçlamaya başlanması tavsiye edilmekte ise de bitkinin durumu ve zararlının artış hızı da dikkate alınarak daha duyarlı olunmalıdır.

PAMUK YAPRAK BİTİ:

Psören, Ballık, Zenk diye de adlandırılan zararlının kanatlı ve kanatsız formları bulunur. Zararlı özellikle serin (bulutlu) ve nemli ortamlarda artış gösterir.

Zararı:
  • Zarar gören bitkilerde verim azaldığı gibi kalite kaybı da olur.
  • Pamuk Bitkisinin özellikle genç (Körpe) sürgün ve yapraklarını emerek, yaprakların kıvrılmasına, renklerin değişmesine ve bitkinin duraklamasına neden olur.
  • Salgıladığı ballı madde nedeni ile bitkilerin üstünü örter ve fumajine (siyahlaşmaya) bunun sonucunda da kalitenin düşmesine neden olur.
  • Çok hızlı bir şekilde ürüyebilen yaprak biti, mücadelesi yapılmadığı takdirde önemli verim kayıplarına neden olur.
Mücadelesi :

Pamuğun, fide devresinde iken %50 sinde bulaşıklılık varsa,ileri devrede ise bir yaprakta 25 yaprak biti tespit edilirse ilaçlamaya başlanır.

KIRMIZI ÖRÜMCEK:

Pamuk yapraklarının daha çok alt yüzünde gelişir ve %40’lara varan verim kayıplarına neden olur.

  • Yaprakların sararmasına, kızarmasına, kuruyup dökülmesine
  • Taraklanmanın gecikmesine
  • Tarak ve Çiçek dökümüne
  • Kozaların küçük kalmasına neden olurlar
  • Kırmızı Örümcek için sıcak ve kuru koşullar uygun ortamlardır
  • Yılda 10-20 döl verebilirler
Mücadelesi :

Zararlı özellikle tarla kenarlarından başlayarak zarar vermeye başlar. Bu nedenle ekimden önce veya hemen sonra tarla sınırları ilaçlanmalıdır. Kaplama ilaçlamada yaprak başına 5 ergin görüldüğünde başlanılmalıdır.

PAMUK YAPRAK PİRESİ:
  • Tüm pamuk bölgelerinde görülen ve son yıllarda önemli verim kayıplarına neden olan bir zararlıdır.
  • Yaprakların kıvrılmasına ve kızarmasına neden olurlar.
  • Sadece bitkinin özsuyunu emerek değil, aynı zamanda bitki içerisine zehirli madde de salgılamak yoluyla zarar verirler.
  • Tüm pamuk mevsimi boyunca görülmesine rağmen özellikle 1. sulamadan sonra sayıları hızla artar.
Mücadelesi :

Yapılacak tarla kontrollerinde yaprak pirelerinin yoğun uçuşları görüldüğünde ilaçlama yapılır.

YEŞİLKURT
  • Kışı toprakta pupa halinde geçiren zararlının kelebekleri Çukurova’da Nisan, Ege’de Mayıs ayında görülmeğe başlar. Genel olarak gece aktiftirler.
  • Yumurtalarını özellikle pamuk bitkisinin üst tarafına, körpe, sürgün, tarak, çiçek ve kozalar üstüne bırakır.
  • Yumurtadan çıkan larvalar genellikle pamuk bitkisinde tepeden aşağıya doğru ilerleyerek tarak, çiçek ve kozalara zarar verirler.
  • Birinci nesil esas olarak verimin büyük kısmını oluşturan ilk taraklarda zararlı olur ve bu taraklar dökülür. Çiçeklere zarar veren larvalar kozaoluşumunu azaltırlar. Zarar gören kozalar açamaz ve dökülürler.
Mücadelesi :

Tarlada yapılacak kontrollerde 3 metrelik pamuk sırasında 2 küçük larva bulunduğunda ilaçlama yapılır. Başarılı bir mücadele için geç kalmamak önemlidir.

PAMUK YAPRAK KURDU (PRODENYA):
  • Gündüz loş ve kuru yerlerde gizlenen kelebekler, gece olduğunda yumurta bırakırlar.
  • Yumurtalarını 200-300 adetlik paketler halinde genç yaprakların alt bölümlerine bırakırlar.
  • Larvalar önce yaprağın alt dokusunu yiyerek zar haline getirirler, larvalar büyüdükçe zararları artar yapraklar delik deşik olur.
  • Tarak ve çiçeklerde de, ayrıca kozayı delip içine girerek beslenirler.
  • Yılda 4-5 döl verebilir.
Mücadelesi :

10 bitkide 5 larva veya 25 bitkide 2 yumurta paketi görüldüğünde ilaçlamaya başlanmalıdır.

THRIPS :
  • Özellikle pamuğun fide döneminde önemli tahribatlara neden olur.
  • Ülkemizde özellikle Güney Doğu Anadolu bölgesinde önemli zararlara yol açan thrips, pamuk bitkisinin yaprak, çiçek ve bitkinin çeşitli diğer kısımlarının özsuyunu emerek bitkinin yavaş gelişmesine neden olur.
  • Emilen yapraklarda gümüşi lekeler oluşur. Bulaşma fazla ise, yapraklar kıvrılır, zamanla kahverengileşir ve dökülür.
Mücadelesi :

Pamuk fidelerinin çıkışı ile birlikte tarla birinci çapaya kadar kontrol edilmeli, fidelerin %15’i bulaşıksa ilaçlamaya geçilmelidir.

PEMBEKURT :
  • Özellikle son yıllarda pamuk ekim alanlarında önemli verim kayıplarına yol açan bir zararlıdır. Çiçek, tarak ve koza gibi generatif organlarda beslenir. Tarak ve çiçeklerin gelişmesini ve meyve bağlamasını engeller.
  • Kozada ise, koza içine girerek lifleri keser ve çiğitleri yer, içerisinde zararlı olan koza kör koza adını alır ve açmaz.
  • Pembekurtun çiçeklerde verdiği zarar çok daha belirgindir. İçinde zararlı olan çiçek açılmaz rozet şeklini alır.
Mücadelesi :

Pembekurt mücadelesinde insektisit kullanımı, zararlı devamlı kapalı ortamlarda beslendiği için istenilen neticeyi verememektedir. Bu zararlı ile mücadelede en etkin yol kültürel önlemlerdir;

  • Sertifikalı DELİNTE tohum kullanmak
  • Pamuk hasadından sonra tarlada biriken hasat artıkları toplanmalı veya derin sürülerek yok edilmelidir
  • Vejetasyon periyodu kısa, erken hasada gelen çeşitler kullanılmalı
Lygus

Erginler sarımsı kırmızı veya soluk sarı renklidir. Kanatları dalgalı dumanlıdır. Nimfleri önce sarı sonra yeşil ve pembemsi olurlar. Erginlerin vücut uzunluğu 3-7 mm'dir.

Kışı ergin veya nimf halinde taşların, kurumuş bitki artıklarının, ağaç kabuklarının altında geçirirler. İlkbaharda aktif hale geçerek bitki sürgünlerinin taze uçlarında zararlı olurlar. Daha sonra pamuk ve diğer konukçularına geçerek yumurta bırakırlar. Yumurtadan çıkan küçük sarı nimfler yeni bulaşmalara neden olurlar. 2-3 hafta sonra 5 gömlek değiştirerek ergin olurlar.

Mücadelesi :

Kültürel Önlemler :
Aşırı azot ve sulamadan kaçınılmalı, bitkiler (Sıra üzeri) çok sık bırakılmamalıdır. Hasat sonrasında pamuk saplarını toplayıp yakmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
İlaçlama rüzgarsız ve yağışsız bir havada, sabah erken veya akşam üzeri yapılmalıdır. Bitkilerin her tarafının ilaçlanmasına dikkat edilmelidir.

İlaçlama Zamanı :
Tarlada köşegenler boyunca incelenen 100 bitkide erken dönemde bitki başına ortalama 5 adet zararlı görüldüğünde mücadeleye başlanmalıdır. Mücadelede, Azinphos veya Carbaryl etkili insektisitler veya tavsiye edilen diğer ürünler kullanılabilir.

SOYADA YABANCI OT, ZARARLI VE HASTALIKLAR
YABANCI OT KONTROLÜ

Soya bitkisi gelişmesinin ilk devresinde yabancı otlardan fazlaca etkilenmektedir. Bu nedenle iyi bir verim almak için ot mücadelesi yapılmalıdır.

Soyada görülen bazı yabancı otlar;
  • Horoz ibiği
  • Sütleğen
  • Domuz pıtrağı
  • Yapışkan otu
  • Darıcan
YABANCI OT KONTROLÜ

Bitkinin gelişme devresine göre, birinci veya ikinci sudan sonra da ara çapası yapılmalı ve toprak sıkışıklığı nedeniyle bitkilerin strese girmesi önlenmelidir.

Çapalama esnasında boğaz doldurma yapmamaya dikkat edilmelidir. Çünkü, bu işlem ilk bakla yüksekliğinin düşmesine ve hasatta kayıplara neden olur.

Kimyasal mücadele için ERKEN çıkış sonrası herbisit kullanılabilir.

Zararlı Kullanım Dozu
Darıcan 125 ml/da
Domuz Pıtrağı 125 ml/da
Horoz İbiği 125 ml/da
Sütleğen 125 ml/da
Yapışkan Otu 125 ml/da
SOYA DA ZARARLILAR

Zararlılar: Yeşil kurt, Kırmızı örümcek, Beyaz sinek, Pamuk yaprak kurdu, Çizgili pamuk yaprak kurdu, Kokulu yeşil böcek soya bitkisine zarar verir.

  • Yeşil kurt için : Etkili maddesi thiodicarb-(%80)-dozu 90 g/da
  • Kokulu yeşil böcek : Etkili maddesi cypermethrin-(200g/l)-dozu 70ml/da
  • Beyaz sinek : Etkili maddesi Pyridaphenthion-(400g/l)-dozu 300ml/da
  • Kırımızı örümcek : Etkili maddesi fenbutatın oxide (550 sc)-dozu 135ml/da
SOYA HASTALIKLARI
  • Tomurcuk yanıklığı
  • Mildiyö
  • Soya mozaik virüsü
  • Kömür çürüklüğü

Bu hastalıkların mücadelesinde ilaçlamadan çok, sağlıklı tohum kullanmak ve virüslü bitkilerin imhası gibi tedbirlerle çözüm yoluna gidilmelidir.

Kömür çürüklüğüne karşı da, toprak sıkışıklığını önleyici uygulamalar yapılmalı, derin sürüm ve sulama sonrası ara çapa yaparak toprağın havalandırılması sağlanmalıdır.

AYÇİÇEK HASTALIKLARI
Downy Mildew (Köse) (Plasmopora Halstedii)

% 100 e varan verim düşüklüğü ve/veya tarla bozmalarına sebep olmakta

Belirtileri

  • Erken devrede özellikle soğuk/serin, yağışlı havalarda ve su basan topraklarda, çimlenme veya fide devresinde bitkiye bulaştığında tamamen öldürür.
  • İlk belirtileri kotiledon (çift) yapraklarda sararma, daha sonra tüm bitkiyi kaplamakta
  • Serin ve nemli ortam, ıslak bitki & yapraklar enfeksiyonu arttırmakta, yaprak altlarında beyaz kül renginde sporlar oluşmakta
  • Bodurlaşma, alt iki yaprakta kıvrılma tabla çapında ve tanede azalma ve cılızlaşma
  • Geç bulaşmalarda, yapraklarda daha sonra ölü bölgelere ve yaralara dönüşen sarı noktalar
  • Kökte yaralar renk bozulmaları, kepeklenme ve kılcal kök gelişiminde azalma.

Mücadelesi

  • En önemli mücadele şekli dayanıklı çeşit
  • Ekim nöbeti – en az 4 yılda bir aynı tarlaya ayçiçek gelecek şekilde planlanmalı
Macrophomina Phaseoli
  • Yaygın olduğu bölgeler sıcak ve kurak alanlardır.
  • Dünyada 300 den fazla bitkide görülen Macrophomina, ayçiçeğinde % 64’e varan verim düşüklüğüne yol açmaktadır
  • Tane verimi kaybı, bin tane ve tabla çapının azalması sonucu meydana gelmekte ve hastalık ayrıca tanedeki yağ oranını düşürmekte, yağ asitleri komposizyonunu ve rengini olumsuz yönde etkilemektedir.
  • Etkisi tane doldurma devresinde olmaktadır.
  • İlk belirtiler, alt yapraklarda sararma ve solgunluk, sonrası gövdede kül griden gümüş griye değişen renkte ölü bölgeler oluşmaktadır.
  • Bu bölgeler bitki gövdesinde yukarı doğru 30-40 cm genişliğe ulaşmakta, daha sonra renkleri koyu kahverengiden siyaha kadar dönüşebilmektedir.
  • Gövde dış katmanının altında ve özünde, çok küçük sclerotlar oluşmakta, bitki özü kuruyarak gri –siyah renk almaktadır.
  • Hastalıklı bitkiler erken olgunluğa ulaşmakta, zayıf sap ve tabla ve ince tane oluşturarak, verim kayıplarına yol açmakta ve rüzgarlı havalarda saplar kırılabilmektedir.
  • Köklerde de dışardan kahverengi bir görünüm almakta, iç kısımları da fazla miktarda sclerot oluşumuyla gri renkte görünmektedir.

Mücadelesi

  • Dayanıklılık elde edilmiş olup, dayanıklı ticari çeşitlerde de geliştirilmiştir.
  • Kurağa dayanıklı çeşitler aynı zamanda hastalığa da dayanıklılık göstermektedir.
  • Ancak kurağa dayanıklılık gösteren hibritler, Phomopsis e dayanıklılık ve yeşil kalma özelliğine de sahip olmasına rağmen, yeşil kalma özelliği ile Macrophomina ya dayanıklılık arasında bir ilişki yoktur.
  • Aşırı azot kullanımı hastalığın gelişimini hızlandırmakta, çiçeklenme ve tane doldurmadaki sulama ise engellemektedir.
  • Yine benomyl terkipli tohum ilaçlamaları da hastalığın kontrolünde etkili olabilmektedir.
Scleretonia Sclerotiorum, Scleretonia minor, Scleretonia (Corticum) rolfsii
  • Scleretonia sclerotiorum, 374 den fazla tür ile bitkilerde en çok görülen hastalıklardan biridir
  • Ayçiçeğinde kökten bulaşmaktadır.
  • Sulu ve nemli koşullarda, %70 e varan verim kayıplarına neden olabilir, Çiçeklenmede yüksek sıcaklık (20 - 30 º C) ve nemli şartlar hastalığı teşvik eder
  • Üç farklı türünün görüldüğü ayçiçeğinde S. Sclerotiorum geniş ve şekilsiz daha büyük (1-5 cm çapında) sclerotlara sahiptir
  • S. minor küçük, üniform, yuvarlak, 0,5-2 mm çapında siyah sclerot,
  • S. sclerotiorum ise geniş ve şekilsiz daha büyük (1-5 cm çapında) sclerotlara sahiptir.
  • Scleretonia rolfsii ise, açık kahverengiden siyaha değişen, S. minor gibi küçük ve yuvarlak sclerotlara sahip olup, ancak diğerlerinden farklı misellerinde kıskaç şeklinde bağlantılar vardır.
  • Scleretonia minor sadece solgunluk ve kök çürüklüğü,
  • Scleretonia sclerotiorum ise, belirtilerin tümünü.

S. rolfsii yaka çürüklüğü yapmakta, daha çok tropik ve subtropik alanlarda ve Akdeniz ülkelerinde görülmekte olup, fazla bir verim kaybı yapmaz.

Belirtileri - Gövde, yapraklar ve kök

  • Scleretonia solgunluğu ve kök çürüklüğü, toprakta yaşayan sclerotların çimlenmesiyle oluşan miseller ile, çimlenmeden fizyolojik olgunluğa bitkiye bulaşmaktadır.
  • Ancak en önemli görülme zamanı çiçeklenme öncesi ve köklerin maksimum gelişmeye ulaştığı zamandır.
  • Bu devrede köklerin hastalıktan çürüyüp toprak su alamadığı için, bitkilerde aniden solgunluk belirtileri başlar.
  • İlk solgunluk belirtilerinden 4-7 gün sonra bitkinin tamamı solmakta ve pembemsi renk almaktadır.
  • Hastalıklı bitkiler aynı sıra üzerinde veya belli bir bölgede.
  • Solgun bitkilerin köklerinde grimsi yeşilden kahverengi, beyaz küf olarak adlandırılan pamukçuklar oluşmakta, nemli ortamlarda bitki gövdesinin tabanında, topraktan 10-20 cm yüksekliğine kadar beyazlaşma meydana gelmektedir.
  • Şiddetli rüzgarlı havalarda köklerin çürümesiyle bitkiler kolaylıkla yatabilir.
  • Gövdenin içinde ve dışında siyah 3-6 mm çapında sclerotlar.
  • Bitki de hastalığın hafif veya geç dönemde bulaşması durumunda kökte ve gövdenin tabanında kahverengi bereler
  • Ancak bu durum bitkide solgunluğa neden olmamakla birlikte, sapları zayıflatmakta ve yatmaya hassas hale getirmektedir.

Belirtileri - Tabla

  • Çiçeklenmede, öncesi, sonrasında ortaya çıkar.
  • Özellikle çiçeklenmeden hasada kadar olan dönemde yağan yağışların hastalığın bulaşmasını ve gelişimini hızlandırır.
  • Her ne kadar ilk belirtiler tablanın arka kısmında ortaya çıkmasına rağmen, sporların ayçiçeği bitkisine yaşlı çiçek organlarından bulaşır.
  • Öncelikle tablanın etli yan ve arkasında, sulu çürük noktalar ve beyazımsı bölgeler şeklinde başlar.
  • Daha sonra hastalık tablanın içine yerleşerek, tüm tablayı ve taneleri beyazımsı ağ şeklinde misellerle kaplar.
  • İleri devrelerde tablanın sadece ana iskeleti kalmakta ve uzaktan süpürge gibi görünmekte.
  • Tablada tüm bulaşık taneler dökülmekte ve tane büyüklüğünde bazı sclerotlar da sağlıklı bitki taneleriyle birlikte hasat edilebilmektedir.

Mücadelesi

  • Scleretonia solgunluğu ve sap çürüklüğünde, yüzey ilaçlaması olarak, benomyl ve karışımları, bazı yabancı ot ilaçları hastalığın etkisini azaltmasına rağmen, etkin bir koruma sağlamamakta olup, dünyada şu anda ruhsat almış bir ilaç da yoktur.
  • Bunun yanında tohum ilaçlaması da bir diğer mücadele şekli olup, Benlate, thiophanate methyl ve Iprodione etkili fungusitler Scleretonia sporlarının toprakta çimlenmesini engellemektedir.
  • Scleretonia yaka çürüklüğünde ise, kimyasal mücadelede tam olarak pek fazla bir başarı elde edilememiştir.
  • Kalsiyum nitrat veya sülfat gübrelemesi sapta sağlamlığı attırması ve dolayısıyla hastalığın etkisini azaltması nedeniyle tavsiye edilmektedir.
  • Toprakta 7 yıla yakın kalması ve 1 km uzaklığa sporları ulaşabilmesi nedeniyle, ekim nöbeti pek fazla etkin olmaz.
  • Genetik kontrolünde, ancak orta derecede dayanıklılık elde edilebilmiş ve ticari hibritlere pek fazla aktarılamamıştır.
  • Scleretonia tabla çürüklüğünde ise, vinclozolin ve carbendazim karışımı bir fungusit Fransa’da ruhsat almış, ancak etkili kontrol için ilaçlamanın mutlaka tablaya doğru yapılması gerekli olup, uygulamada özellikle eğik tablalı çeşitlerde zorluklar mevcuttur.
Phomopsis (Diaporthe) helianthi

Ekonomik Önemi

  • Özellikle Fransa ve diğer orta Avrupa ülkelerinde büyük problem, hastalık ülkemizde ekonomik zararı yoktur.
  • Alfa ve Beta conidia olmak üzere morfolojik ve biyolojik açıdan iki türü mevcuttur
  • Tabla teşekkülünden çiçeklenmeye kadar olan dönemdeki yağışlar, nem ve sıcaklık artışı hastalık etmenini gelişimi için çok uygundur.

Belirtileri

  • Çiçeklenmeden sonra görülür ve erken ekimler hastalık riskini ve şiddetini arttırır.
  • İlk olarak alt yaprakların kenarlarında ve yaprak damarları boyunca etrafında sararma olan küçük ölü noktalar
  • Yapraklar kısa zamanda solarak ölmekte ve hastalık yaprak sapından gövdeye geçmektedir.
  • Hastalığın en önemli belirtisi, gövdenin orta ve alt kısmında açık kahverengi bereler ve ölü bölgeler veya pamukçuk.
  • Bu alanlar yaprak sapının gövdeye bağlandığı kısımda ve genelde gövdenin etrafını kaplamaktadır.
  • Daha sonra bu bölgeler gri kahverengi renk almakta, bitkiler olgunlaştığında da, normal gri renge bürünmektedir.
  • Hastalığın son aşaması bitkinin tamamen solmasıdır.
  • Hafif bulaşmada, erken olgunlaşma ve yağ oranı düşmekte.
  • Phoma ile karşılaştırıldığında, bereli alanlar daha geniş ve uzun (15-20 cm), daha açık renkte ve tipik olarak içeri göçük
  • Phomopsis de aşırı gövdedeki sünger doku ve öz azalması gelmekte ve baş parmakla bastırıldığında ezilebilmektedir.
  • Scleretonia ile karıştırılmakta, Phomopsis de ölü bölgelerin rengi daha koyu yani kahverengi, misel ve sclerot oluşumu.

Tüm belirtilerin karıştığı durumlarda mikroskobik inceleme

Botrythis Cinerea Pers. (Kurşuni Küf)
  • Yetişme devresinde her zaman ayçiçeğine bulaşabilir. Patojen bitki dokusunun herhangi bir yerinden saldırabilir.
  • Bazı bulaşmış tohumlar canlılığını kaybedebilir. Çıkıştan sonra sap, yaprak sapı, yapraklar ve olgunlaşmakta olan tablalar saldırıya uğrayabilir.
  • Kutikula mekanik bir şekilde hücre duvarlarına enzimatik şekilde girilir. Enfeksiyon genellikle yaralardan bulaşır.

Ekonomik Önemi

  • Serin ve nemli koşullarda daha çok görülür
  • % 36 ya varan verim kayıplarına yol açar
  • Yağ oranında azalma, yağ asitleri kompozisyonunda ve kalitesinde bozulma, hasada yakın zamanda ortaya çıktığında, yüzeysel etki yapması nedeniyle pek fazla verimi etkilemez.
  • Ancak diğerleri gibi, dağılmayan ve bozulmayan hastalıklı taneler depoda, hayli yüksek derecede ateşe, parlamaya ve patlamaya müsaittir.

Belirtileri

  • Tablalarının arkalarında kahverengi göçük noktalar şeklinde başlayan belirtiler, daha sonra özellikle nemli koşularda çürüklüklerin üzerleri, diğer tabla çürüklüklerinden farklı olarak, gri miseller ile kaplanmaktadır.
  • Bir diğer farklı özellik de, hastalığın yüzeysel gelişmesi nedeniyle, tabla içinde siyah sporların olmamasıdır. Hastalık sonunda tablanın ön tarafına doğru geçerek, olgunlaşma öncesi ve sonrasında taneleri de kaplar.

Mücadelesi

  • Kimyasal ve kültürel mücadelesi olmayıp, dayanıklı çeşit geliştirme çalışmaları devam etmektedir.
Rhizopus Tabla Çürüklüğü
  • Bu hastalık, tabla dokusunun kahverengi, yumuşak ve pelte gibi bir hale dönüşmesine sebep olur. Yağışlı havalarda, mantarın kalın tehdit edici lifleri enfeksiyonlu doku üzerinde belirgin hale gelebilir. Enfeksiyonlu tohumlar düşük bir çimlenme ve yüksek bir ölüm oranına sahiptir. Tablalarda parçalanma ortaya çıkar. Çiçeklenmeden sonraki enfeksiyon sıcak yağışlı havayla ve kuşların, dolunun ve ayçiçeği güvesi gibi böceklerden kaynaklanan tabla zararlarıyla beslenir ve artar.
  • Çiçeklenmenin sonunda tablaya uygulanan dichloran ve copper gibi kimyasallar enfeksiyonu azaltabilir.
Septoria Yaprak Lekesi

Çok fazla öneme sahip olmayan fungal bir yaprak lekesi hastalığıdır. Hastalık yaprak üzerinde küçük yuvarlak lekeler halinde etrafı açık renkli ortasında koyu lekeler vardır. Bu lekelerin olduğu yerdeki dokular canlılığını kaybeder. Fungal sporlar olgun yapraklarda bulunabilir. Yağışlı havalarda, rutubetli ortamlarda daha kolay yayılmaktadır. Tedbir olarak anıza ekim, dayanıklı çeşit kullanmak yapılabileceklerdir. Öncelikle bitkinin alt yapraklarında görülür. Daha sonra üste doğru yayılır. Yüksek sıcaklıkta ve çiçeklenme sonrası görülmektedir.

Alterneria Yaprak Lekesi
  • Alterneria türleri fidelerin çürümesi ve çökmesine neden olur. Bitkinin yeşil kısımlarında ( sap, yaprak, tabla ) kuru yaralar ve kadifemsi küf noktaları oluşur. Çiçeklerin parçalarında ve çiçek kısmı saldırıya uğrayabilir.
  • Mantar tohuma girdiği zaman tohumda bulaşır ve bu da kalite ve verimi azaltır. Genellikle önceden başka etmen tarafından zarar gören zayıf bitkilerde alterneria görülmektedir.
Phoma Spp.

Bu hastalık bitkinin toprak üstü kısımlarında özellikle yaprak sapının diplerinde kahverengi siyah yaralar şeklinde görülür. Bu bölgelerde sapın içi kahverengileşir ve mantarın kurutma etkisinden dolayı dokuyu kırılganlaştırır ve ayçiçeği devrilebilir. Bu mantarın en uygun derecesi 25  C ' dir. Hastalığın henüz Türkiye’de ekonomik önemi yoktur.

Puccinia Helianthi (Ayçiçeği Pası)

Bitkinin tüm toprak üstü kısımlarına saldırabilir. Hava şartlarına bağlı olarak genellikle çiçeklenme dönemlerinde olmaktadır. Bu mantar sıcak hava şartlarında iyi gelişir ve hastalık epidemik oranlarda olabilir ve epeyce zarar verebilir. Hafif bir saldırış fungusit ilaçlamasına gerek yoktur. Ekonomik önem minimumdur.

Orobanche Spp

Orobanche parazitinin kökleri (emeçleri), ayçiçeğinden su ve bitki besin maddelerini alacak şekilde özelleşmiş ve yaprakları küçülmüştür. Farklı renklerde çiçekleri taşıyan dalsız sapları vardır. Meyvesi kapsül şeklinde olup, çok küçük siyah-kahverengi tohumlara (0,4mm) sahiptir. Bir orobache bitkisinin yaklaşık 200,000 –300,000 adet tohuma sahip olduğu bilinmektedir. Çok küçük ve hafif olan tohumlar, toprak işleme aletleri, su ve rüzgar ile kolayca yayılmakta ve toprakta canlılığını 15-20 yıl süreyle muhafaza edebilmektedir. Orobanche ayçiçeği bitkisinin köklerinden salgılanan salgılar ile uyarılarak çimlenir ve konukçu bitkini köklerine tutunabileceği bir organ (emeç) oluşturur. Parazit bu organ sayesinde bitki köklerine tutunarak, kökün içine girer. Orobanche paraziti konukçu bitkinin köklerin içine girdikten sonra iletim demetlerine ulaşır ve buradan beslenerek orobanche bitkisi meydana gelir. Bu parazit toprak yüzeyinde görülünceye kadar bitkiye zarar vermeye başlar. Ayçiçek üretimini tehdit eden orobanche halk dilinde verem otu veya canavar otu olarak bilinir. Orobanche ayçiçeğini tanedeki yağ ve protein oranı, bitki boyu. Bin tane ağırlığı, tabla çapı ve bitki başına verimi azalmasına sebep olmaktadır. Orobanche parazitinin kökleri (emeçleri), ayçiçeğinden su ve bitki besin maddelerini alacak şekilde özelleşmiş ve yaprakları küçülmüştür. Farklı renklerde çiçekleri taşıyan dalsız sapları vardır. Meyvesi kapsül şeklinde olup, çok küçük siyah-kahverengi tohumlara (0,4mm) sahiptir. Bir orobache bitkisininYaklaşık 200,000 –300,000 adet tohuma sahip olduğu bilinmektedir. Çok küçük ve hafif olan tohumlar, toprak işleme aletleri, su ve rüzgar ile kolayca yayılmakta ve toprakta canlılığını 15-20 yıl süreyle muhafaza edebilmektedir.

Mücadele

Orobanche ile mücadelede dayanıklı çeşitlerinin kullanılması ile ve kimyasal mücadele ile mümkün olabilmektedir.

MISIR HASTALIKLARI VE ZARARLILARI
a) - Mısır Yaprak Yanıklığı = Drechslera maydis = Herminthoosporium maydis = Bipolaris maydis)

Güney mısır yaprak yanıklığı adıyla da bilinen patojenin “O” ve “T” ırkları yaygındır. “O” ırkı ılık, nemli iklimlerde yaprak damar aralarında kırmızımsı kahverengiden koyuya kadar, etrafı belirgin siyah sınırlarla kaplı küçük lekeler oluşturur. “O” ırkı yaprak patojeni olup genelde sap dokusu ve tanelerde görülmez. Ancak bazı koçan kavuzları üzerinde görünebilir. Bu ırk yaygın olmasına rağmen büyük bir öneme sahip olmamıştır

Hastalığın “T” ırkı özellikle Teksas stoplazmalı mısır çeşitlerinde patojeniktir ve bu çeşitlerde çok daha fazla zarar yapar. Bu ırkın lezyonları biraz daha geniş benzer renkte ve genellikle parlak sarı şeritlerle çevrilmiştir. “T” ırkı bitkinin daha çok toprak üstü kısımları olan yapraklarda saplarda, koçan kavuzlarında, koçan sapında ve koçanlarında görülür.

b)- Turcicum Yaprak Yanıklığı = (Helminthosporium turcicum = Exserokilum turcicum)

Kuzey yaprak yanıklık hastalığının zararı, normal olarak tepe ve koçan püskülü çıkışından sonra meydana gelir. İlk belirtiler, yaprak üzerinde meydana gelen hafif oval, ıslak görünüşlü küçük lekelerdir. Bu lekeler daha sonra gelişerek uzun mekik şekilli ölü alanlara dönüşür. İlk olarak alt yapraklarda görülmeye başlayan bereler, bitki büyüdükçe sayı ve alan olarak artar ve sonuçta tüm yaprakların yanmasına neden olurlar. Şiddetli durumlarda bitki gelişmesi ilerledikçe yaprakların yeşil kısmında tamamen yanmış bir görünüm ortaya çıkar. Bu durumda bitkiler soluk gri renkte görünürler ve bu görüntü bitkinin soğuktan zarar görmüş durumuna benzer

Kullanılan ilaçlara örnek;
Opera Max, Rotanett,

c) - Mısırda Pythıum Spp. Ve Fusarıum Spp.

Erken dönemde ortaya çıkan hastalıklar drenajı zayıf ve oksijenin yetersiz olduğu ağır topraklarda görülür. Geç dönem kök çürüklükleri, özellikle Fusarium türleri ile birlikte olgunluk süresini , kök dokularının yaşlanmasını ve tarla streslerini arttırırlar. Burada belirtilen geç dönem çürüklükleri genelde gövde çürüklüğü hastalığına geçişin başlangıcıdır. 

Hastalığın Belirtileri, Ekonomik Önemi ve Yayılışı:Bulaşık tohum ekildiğinde veya sağlam tohumu toprakta enfekte ederek çürütebildikleri gibi , çimlenmekte olan ve çimlenmiş fidelerin toprak altı ve toprak üstü kısımlarından enfekte ederek çimlenmeyi önler veya çimlenmiş fidelerde fide yanıklığı olarak adlandırılan “çökerten” zararına neden olurlar. Başlangıçta tarlada yer yer sıra üzerinde düzensiz çıkışlar ve solgun fideler görülür.

Mısırın hızlı gelişme dönemlerinde Fusarium ve Pythium türlerinin yaptığı zararlar kök boğazı ve sap çürüklüğü şeklinde ortaya çıkar. Kök boğazı çürüklüğü bitkilerin toprak seviyesinde oluşur. Önceleri bitkilerin çok kısa sürede su istemesi şeklinde ortaya çıkar. Pythium kök boğazı ve sap çürüklüğünde tipik olarak bitkilerde gövde ekseni etrafında dönme ve bükülmeler meydana gelir. Bitki devrilir, toprağa değdiği boğumlarda destek köklerin oluştuğu görülür.

Pythium kök boğazı ve sap çürüklüğüne yakalanmış mısır bitkilerinde toprak yüzeyine yakın olan ilk boğumda kahverengimsi, sulu, yumuşak ve hızlı gelişen bir çökme meydana gelir. Sap çürüklüğü ise mısırlar tepe püskülü çıkarmadan önce veya sonra gelişmenin hızlı olduğu taze boğum aralarında görülür Fusarium sap çürüklüğünde bitkilerin boğum, koçan koltuğu ve koçan saplarında çürümeler görülür.

Mısır kök , kök boğazı ve sap çürüklüklerine neden olan ve genelde toprak fungusu olan bu patojenlerin neden olduğu kayıplar çevre faktörlerinden etkilenmektedir. Artan azot dozlarının ,dekara 12 kg. saf Azottan sonra hastalığı arttırdığı , 9.000 bitki /dekar sıklığında gövde çürüklüğünün yüksek olduğu ve verimin azaldığı belirlenmiştir. Fusarium’un neden olduğu kök ve gövde çürüklüğü üzerine anız yakmanın bir etkisi olmadığı da belirlenmiştir.

Kullanılan ilaçlara örnek;
Tohum ilacı olarak, Vitavax, Maxim,

d)- Mısır Rastığı (Ustilago maydis )

Hastalık ertesi yıla bulaşık toprak ve hastalıklı bitki artıkları ile geçer. Sporlar kış şartlarına çok dayanıklıdır. Klamidosporların bilhassa kumsal geçirgen ve sıcak topraklarda 8 yıl canlı olarak kaldığı saptanmıştır. Hastalıklı bitki artıklarını yiyen hayvanların sindirim organlarından da sporlar canlılıklarını yitirmeden geçerler. Gübre ile tekrar tarlaya taşınıp enfeksiyon kaynağı olabilirler. Enfeksiyon çeşitli mekanik yollarla özellikle rüzgarla bitki üzerine taşınan sporların çim borularının epidermis hücresinin zarında, stomatlarından ve ayrıca böcek, insan ve hayvanların açtığı yara ve eziklerden içeri girmesiyle olur. Yağış hastalığın gelişmesinde önemli bir etkendir. Yağışların yaz başına kaydığı yıllarda hastalık daha çok görülür. Kurak bölgelerdeki sulamada hastalığı teşvik eder.

Bitkinin tüm toprak üstü aksamında; Yaprak, sap, koçan, püskül ve erkek çiçeklerinde görülür.

Zararın önlenmesi veya en az düzeye indirilmesi için alınacak başlıca önlemler:
  • a - Mısır rastığının çok fazla zararlı olduğu yerlerde en az 3-4 yıllık bir münavebe uygulanmalıdır.
  • b - Çok erken ve çok geç ekimlerden kaçınılmalıdır.
  • c - Rastık keseleri olgunlaşmadan kesilip yok edilmelidir.
  • d - Hastalıklı bitki artıkları ve galler ya çok derine gömülmeli veya yakılmalıdır. Hayvanlara yedirilmemelidir.
  • e - Bitkileri yaralamaktan ve fazla azotlu gübre vermekten kaçınılmalıdır.
  • f - Böceklerle mücadele ederek bitki yaralamaları önlenmelidir.
  • g - Dayanıklı çeşit tavsiye edilmelidir.

Kimyasal Mücadele : Hastalığın enfeksiyon kaynağı etmenle bulaşık toprak olmakla birlikte temiz toprakların bu etmenle bulaştırılmaması için, tohumların mutlaka ilaçlanması gerekmektedir.

Kullanılan ilaçlara örnek;
Tohum ilacı olarak, Vitavax, Maxim,

e)- Mısır Pasları (Puccinia sorghi = Puccinia polysora = Pyhsopella zeae)

Mısır bitkisinde üç önemli yaprak pası yaygın olarak görülmektedir. Bunlar Adi Pas, Polysora Pası ve Tropik Pas’tır. Bunlar bitkilerin tepe püskülü çıkmasına yakın bir dönemde çok belirgin olarak görülür.

Adi Pas (P. sorghi) yaprakların her iki yüzünde tozlu bir görünüme sahip küçük kahverengi püsçüller meydana getirir. Daha sonra epidermis yırtılır ve bitki olgunlaştığında bu püsçüller siyahlaşır.

Polysora spp’nin meydana getirdiği püsçüller adi pasta meydana gelene göre daha açık renkli ve daha yuvarlaktır. Bitkiler olgunlaştıkça püsçüllerin renkleri daha koyulaşır. Bu pas türünde de püsçüller yaprağın her iki yüzünde meydana gelir. Epidermisin yırtılması ise adi pasta olduğundan daha geç olur.

Tropikal pasın püskülleri yuvarlak ile oval arasında değişen şekillerde ve küçük yapılı olup, epidermisin altında meydana gelir. Püsçülün ortası beyazdan sarıya kadar değişen renkler alabilir. Ayrıca bir de delik görülür. Püskül bazen kararır fakat ortası açık renkliliğini korur.

2-MISIR ZARARLILARI

a)- Mısırda tel kurtları Bitkilerin çimlenmekte olan tohumlarını yiyerek beslenirler. Tohum ilaçlaması yapılarak mücadelesi gerçekleştirilir.

Kullanılan ilaçlara örnek; Poncho, Cruiser, Gaucho, Cosmos

b)- Mısırda Bozkurt

Bitkilerin kök boğazından kesilip kemirilmesi şeklinde zararları olup bu bitkinin kırılıp kurumasına sebep verir. Kimyasal mücadelesi;güneşin batması ile toprak yüzeyine çıkan kurtlar, toprak yüzeyine serpilecek zehirli yem ve kontakt tesirli ilaçlarla yapılır.

Kullanılacak ilacın etkili maddelerine göre örnek; Lambda-Cyhalothrin, Deltamethrin, Cypermethrin

c)- Mısırda koçan kurdu

Koçanda daneleri yiyerek dolayısıyla verim düşüklüğüne sebep olur çıkardığı artıklarla bakteri faaliyetlerini arttırarak koçanın çürümesine sebebiyet verir. Akdeniz bölgesinde Haziran, Temmuz,Ağustos aylarında 3 ırkı görülebilir. Ege bölgesinde Temmuz, Ağustos iki ırkı görülebilir. Diğer bölgelerde ise genellikle bir ırkı görülür. Kullanılacak ilaçlara örnek; 

Larvin, Fastac, Dursban 4

d)-Mısır Sap Kurdu

Mısır sap kurdu mısır bitkisinin yaprak damarlarında ve sapta tüneller açar,bu tüneller aynı zamanda mısırın gövde hastalıklarına enfekte olmasına yol açar , sap kesitinin daralması ve esnekliğini kaybetmesinden dolayı sapta kırılmalar meydana gelir.Bu hasat kayıpları artar.

Her iki zararlının mücadelesinde; 
1-Hasattan sonra mısır sapları hayvanlara yedirilmemeli ve kalan mısır sapları parçalanarak toprak devrilmelidir. 
2-Kimyasal mücadelesinde eğer bulaşık olma ihtimali varsa 20-30 cm. boylandığında sistemik ilaçlarla bir kaç tatbikat yapılmalıdır. 
Kullanılacak ilaçlara örnek; 
Sistemik ilaçlara ilaveten kontak etkili iaçlar : Cypermethrin, Zetacypermethrin

e)- Mısır Maymuncuğu

Mısır 2-3 yapraklı olduğu dönemde yapraklarını yiyerek ve büyüme konilerini keserek önemli zararlara sebep olurlar.

Kullanılan ilaçlara örnek; Nurelle,Gushation,Metnion

f) Mısır Yaprak Afidi

Yaprak ve tepe püskülünde yer almakta olan bu zararlı yaprak özsuyunun emilmesi suretiyle zarara yol açar.Genel belirtiler ise solma ve renk bozukluğu zararlarıdır.Yaprak sarı ve kırmızıya döner populasyon yoğun ve sıcaklık yüksek ise bitkinin ölümüne yol açar.

Kullanılan ilaçların etkili maddelerine göre örnek; Carbosulfan, Alphacypermethrin, Lambda-Cyhalothrin, Furathiocarb

MISIRDA BESİN EKSİKLİĞİ VE DİĞER ETMENLERİN BELİRTİLERİ
Yaprak Belirtileri Sap Belirtileri Kök Belirtileri
Normal sağlıklı bitki Koyu yeşil Sap mukavemeti ve boylanma bölgesinin görünümü iyi Yaygın ve büyük kökler topraktan çok zor sökülür.
Azot Alt yaprakları sararır ve orta damardan kıvrılır.
Fosfat Genç yapraklarda kırmızılaşma görülür. Az gelişme , bükülme, zayıf boylanma Sığ ve az yayılmış kökler.
Potasyum Kızaran yaprak uçları, kenarları Boğumlarda koyu kahverengiye çalan renk dönüşümü
Magnezyum Yaprak damarlarına paralel, beyaz veya sarı çizgiler
Kalsiyum Yaprak uçlarından arkaya doğru yırtılmalar Bozuk kök rengi 3.ve 4.boğumlarda destek kök oluşumu. Toprağın asidik olması veya kalsiyum eksikliği
Kuraklık Yaprak kenarları yaprak damarlarına doğru yuvarlanıp uçuk yeşil renkli görünüm alması Az boylanma ve sapın elastik bir yapıya bürünmesi.
Herbisit Zararı Geç gelişen yapraklar Sapın bükük görüntüye sahip olması Bükülmüş kökler ve birleşmiş destek kökler.
Muhtelif Küçük sarı yada kahverengi oval benekler(yaprak hastalıkları) Çatlak Sap(Mısır kurdu hasarı) Kök damarları düz ve bitkide zayıf gelişme görülür.(Çapa eksikliği)